In Search of a Midnight Kiss
2 ay kadar oldu sanırım izleyeli. Aslında 2007 filmi, Türkiye sınırlarına da girmedi diye biliyorum. Sağolsun sıkıldığım akşamlardan birinde arkadaş söyledi izleme fırsatım oldu.
Ana karakterimiz Wilson adında biri, en yakın arkadaşı ve onun kız arkadaşıyla birlikte yaşıyor. Kötü bir sene geçirmiş oldukça. Yılbaşında da kendini iyice depresif modlara sokup evde tek başına oturmayı falan planlıyor. Kankası da bıkmış tabii bu durumdan. Meşhur Craig’s List sitesine ilan koyuyorlar, işte hoşlanan bir kız varsa arasın yılbaşını beraber geçirmek için diye. Filmin bundan sonrası değişik kafalarda. Romantik komedi konsepti üstünden yürüse de oldukça kara mizah içeriyor. Genel olarak klasik hollywood filmlerinden farklı olduğu için ben oldukça beğendim. Hatta son zamanlarda izlediğim en iyi filmlerden biri.
Filmin siyah beyaz olması da hoş olmuş. Bütün dikkatiniz diyaloglarda olmakla beraber Los Angeles’ın siyah beyaz görüntüsü de oldukça etkileyici. Baya uğraşmışlar sanırım değişik ve güzel mekanlar bulmak için. Onun dışında çok başarılı sahneler de var ve yeteri kadar da gerçekçi. Kız arkadaşla da izlenebilir yanlız da izlenebilir çok farkmetmez. Ama tavsiyem eğer romantik komedi tadındaki filmlerden hoşlanıyorsanız izleyebilirsiniz, romatik komedilerin konularını çok çerez buluyorsanız o zaman mutlaka izlemelesiniz. Geçenlerde yazdığım 500 days of summer da normal romantik komedi sınırlarının dışındaydı, bu film daha da dışında adeta kendine yeni bir konsept yaratıyor. Son zamanlarda bu tarzda güzel filmler gelmesi sevindirici.
4/5
The Time Traveler’s Wife & Ve olaylar gelisir ekolu
Daha izleme firsatim olmadi bu filmi fakat sinemaseans.com’daki ozeti cok duygulandirdi beni.
Clare (Rachel McAdams) bütün hayatı boyunca Henry’i (Eric Bana) büyük bir aşkla sevmiştir. Clare, kaderlerinde birlikte olmalarının yazıldığına inanmaktadır, tabi ne zaman ayrılıvereceklerini de bilmez çünkü Henry bir zaman yolcusudur: Genetik bir anomali nedeniyle zaman içinde ileriye ve geriye doğru, kendi kontrolü dışında gidip gelmektedir. Henry’nin ansızın geliveren bu yolculuklarının onları ne zaman ayıracağını ve ne zaman tekrar biraraya getireceğini bilmese de, Clare, tek aşkı ile bir hayat kurabilmek için uğraşmaktan vazgeçmez ve olaylar gelisir…
Irreversible
7 senelik film aslında ama 1-2 ay önce izleme şansım oldu. Açıkçası keşke hiç izlemeseydim demek istiyorum. Zaten daha ilk saniyeden başlayan karanlık,karambol,dehşet,iğrençlik,kavgalar,küfürler,tecavüzler,ölümler film boyunca sürüyor. Şimdi bu söylediğim temalar normal geliyor olabilir size. Ama filme 10-15 dakkadan sonra dayanmak gerçekten imkansıza yakın.
Mesela Hostel’i ben beğenmiştim. Gerek arkasındaki uçuk fantazi gerekse efektler ve işlenişi hoştu. Ne kadar vahşet ağırlıklı olsa da kendini izlettirebilmişti bana. Bu filmi izlemek ise işkence.
Zaten bu filmin bu kadar geniş kitlelere yayılmasının tek sebebi Monica Bellucci’nin tecavüze uğradığı bir sahne olması. Alakasız aktörler olsa az bilinen bir bağımsız yapım olurdu. Çünkü zaten film demek oldukça zor izlediğimiz şeye. Eminim dvdyi alan herkes Monica Bellucci’ye yapılan ve 10 dakka süren tecavüzü izlemiştir sadece. Çünkü filmi izlemeye başladıktan 10 dakka sonra öyle bir depresyona giriyorsunuz ki bari Monica’nın sahnesi nasılmış diye bakmak istiyorsunuz.
Konusu fena değil, yani bu bir kitap olsaydı ve okusaydım güzel olabilirdi. Filmlerde tamamen gerçekçiliği savunan ben bile bunu fazla gerçekçi buldum. Alternatif sinema veya Monica Bellucci fantaziniz yoksa uzak durun.
alternatifciler için 2.8/5
normal insanlar için 1/5
(500) Days of Summer
Boy meets girl. Boy falls in love. Girl doesn’t.
Akşam gittim filme. Gazladılar beni önceden işte iyi filmmiş imdb notu 8.3 falan diye. Bu tip filmleri severim genelde ondan da baya umutlu gittim.
Genel olarak hoş bir film, eğlencelik. İşte hayattan baymış bir arkadaşımız var yine klasik. Aşka inanıyor ve günün birinde o kişiyi bulmayı bekliyor. Normalde mimarlık okumuş ama tebrik kartı hazırlayan bir şirkette çalışıyor. Neyse kızın biri asistan olarak işe giriyor, bizimki de zaten baştan razı.
Ana konu klişe zaten anladınız. Onun dışında 500 günü bir ileri bir geri sarıyor o güzel olmuş baya. Arada kara kalem çizimler var sahne geçişlerinde onlar da hoş. Ayrıca en güzel tarafı heleşükür romantik bir filmin gerçek hayattaki bir sonla bitmesi. Yani erkeğin aşık olup kızın sallamaması durumu veya tam tersi.
Oyuncular iyi başarılı. Kızı daha önce Yes Man’de izlemiştik sanırım. Orda daha bir güzeldi sanki biraz bozulmuş. Ama oyunculuk kalitesi bütün cast için konuşuyorum gayet yüksek. Çok güldüğüm espriler de oldu. Güzel göndermeler de var çeşitli filmlere. Mesela Seventh Seal’ın başında deniz kenarındaki satranç sahnesine veya çoğu amerikan yapımındaki gibi Star Wars’a gönderme var.
3.8/5 veririm sanırım. Yüksek not kolay kolay vermiyorum, çok fazla etkilemesi lazım beni. Ama yanlış anlaşılmasın film gayet hoş, kesin gidilmeliye yakın.
Surrogates – Suretler
Bruce Willis’in Harrison Ford’un Blade Runner’daki rolünü aldığı fakat taraf değiştirdiği sonra tekrar taraf değiştirdiği, mühendis ve bilimadamları adı verilen kitlenin gene tanrıcılık oynamaya başlaması ve bunun felaketlere yol açması üzerine bir film Surrogates. Fragmanı izleyince zaten filmin kilit noktalarını görmek mümkün o yüzden zaten 88 dakikalık bu filme gitmeye gerek yok pek, biz gittik ve büyük hataya düştük. Sizi bu hatadan kurtarmak için bir kaç noktaya değinmek lazım şimdi… devamı spoiler içerir.
1- Filmde aksiyon çok limitli, bir kovalamaca sahnesi var bir de Quake serisinden apartma BFG ile bir iki patlama sahnesi. Ha bir de Bruce abi dayak yiyiyor göbekli postapokaliptik rednecklerden.
2- Drama bariz bir şekilde hissediliyor filmde, Bruce’un manitasının “çarptırtması” ile kadın kısmına güven olmayacağı da teyid ediliyor.
3- Polisiye film klişelerinden, “5 polis öldürdü o adam, biri benim adamımdı dostum!” sahnesi, rozetini ve silahını masama bırakıp çık görevden alındın muhabbeti filmde mevcut.
4- Böyle bir sistem yaratan adamların sigorta atması sonucu suretle birlikte kullanıcının da ölmesine sebep vermesi ise tam bir skandal.
5- Her zaman olduğu gibi ikili oynayanlar partilerle bir entrika tadı var ama insanligin kaderi haliyle Bruce abinin elinde.
Bu filme 20 tl verme gafletine düşmediğimiz için sevinçliyim premium koltuklu sinema salonunda, fakat 12 tl’yi bile hakettiğini zannetmiyorum.
Not: 2.6/5
o da Bruce Willis’in hatrına.
Twilight Yildizi Ciplak – Ashley Greene
Twilight adlı kotu filmin tek yanı kızların kalburüstü güzellikte olması, tabii ki her zaman olduğu gibi hollywood skandalları devam ediyor. Şu an 3 adet resmi internette dolaşmış ve hala bulunan Ashley Greene bu resimleri kimin için çektiyse çok şanslı biriymiş.
The Ugly Truth – Kadın Aklı Erkek Aklı
Gerard Butler’ı P.S. I Love You filminde karısını mezarın ötesinden eski kankasına ayarlayan godoş rolünde izledikten sonra baya tiksinmiştim kendisinden, gene de yakında vizyona girecek Gamer filminin fragmanı sayesinde önyargılarımı kenara koyup izledim bu filmi. The Ugly Truth’un fragmanı yanıltıcı olabilir, çünkü Mike Chadway (Gerard Butler) gerçekten pis bir adam hatta televizyon programı olmasada kesinlikle etrafta görebileceğiniz abiler gibi ilişki tavsiyeleri veren saçma tecrübelerini anlatan bir adam. Katherine Heigl’ı elden geçirip hayalindeki erkeğe kavuşmasını sağlayacak taktikler vermesi de gene de yanıltıcı, çünkü Mike Chadway kafasına göre takılan bir karakter. Boş boş konuşup bundan para kazanıyor, programını arayıp bütün erkekler böyle değil ben ideal erkeği biliyorum diyen kadınlara “o yüzden bekarsın değil mi?” gibi ters cevaplar vererek özgüvenlerini yıkıyor hatta kurul toplantısına iki fahişemsi hatunla gidiyor. Daha detaylı birşey yazmaya gerek yok bu film hakkında, gayet eğlenceli bir ilk yarıdan sonra neden bu filmin ROMANTİK-komedi olduğu anlaşılıyor. İlk yarıdaki pis muhabbetlerden sonra iş tabii ki değişiyor ve hatun izleyicilere oynamaya başlıyor film.
Bu hafta izlenebilecek filmler arasında bir numara bu, kesinlikle gidilebilir sevgiliyle fakat hatunun kafası da rahat olmalı yoksa yanınızda kızarıp bozarabilir, yan tarafımızdaki orta yaşlı evli çiftteki teyze gibi. Özür diliyorum kendisinden ama baya komikti o teyzeyi rahatsız eden diyaloglar.
Not: 3.7/5